Kentin Yeri

Günümüzde İç Batı Anadolu’nun merkezinde bulunan Uşak’ın kuzeyinde Kütahya, doğusunda Afyon, güneyinde Denizli, batısında Manisa illeri yer almaktadır. Akmonia antik kenti ise Uşak ili Banaz ilçesi Ahat köyünün güneyindeki yüksek tepe üzerinde bulunmaktadır. Phrygia’nın merkezinde Dindymos (Murat) Dağlarının güney etekleri boyunca uzanan verimli Doiantos Pedion (Banaz) ovasına hakim konumda olması, Sindros’un (Banaz Çayı’nın) önemli kollarından biri olan Kuruçay tarafından beslenen geniş tarım arazilerine sahip olması kentin gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca kent, antik çağda Sardeis’ten başlayarak doğuya doğru uzanan ana yolun ve güneyden kuzeye uzanan ara yolların kesiştiği bir kavşak noktasında yer almaktadır. Bu sebeple antik çağda güçlü ekonomisi ile bölgedeki ticaret ağına yön vermiş kentlerden birisidir.

 

 

Kentin Tarihi ve Yapıları

Akmonia kentinin tarihi ve yapıları hakkında antik kaynaklardan, gezginlerin notlarından, epigrafik ve nümizmatik kaynaklardan önemli bilgiler edinmekteyiz. Buna göre Miletos’lu Alexander Polyhistor (M.Ö. 105-35) Phrygia hakkındaki açıklamalarında kentin kuruluşunu Manes’in iki oğlundan biri olan Akmon’a atfetmektedir (Bu bilgi Stephanos Byzantios 60.13, 235.1.de yer almaktadır.) Akmonia’nın Lydia sınırları içinde yer almış bir Phryg kenti olabileceği düşünülmekle birlikte kentin Phrygia bölgesinde Phrygler tarafından kurulmuş olabileceği de diğer bir ihtimal olarak kabul edilmektedir.(Carrigton 1976: 56-57, Zgusta, 1984: 31; Drew Bear, Lochmann 1991:  52 vd.).

Akmonia antik kentinin erken dönem tarihi ile ilgili bilgilerimiz oldukça kısıtlıdır. Buna rağmen Ksenophon’nun ‘Mysia’ya doğru son kalabalık Phryg kenti olarak’ tanımladığı Keramon Agora, Akmonia’nın territoriumu içinde yer almaktadır (Ksenophon: I, 2, 10). Akmonia’nın önemli bir pazar yeri olarak düşünülen agora, kentin Geç Klasik Dönem’de Akamenid seferleri sırasında bile bölgedeki varlığını hissettiren bir konumda olduğunu düşündürmektedir.  Akmonia ve yakın çevresindeki kentlerde yaşayan, Antiochos III tarafından yerleştirilen Yahudi nüfusunun varlığından, Athena ve Dionysos Kathegemon gibi kültlerin yazıtlar ve sikkeler üzerindeki tanımı ve tasvirinden, Roma Dönemi’ne gelinceye kadar Phrygia’nın merkezinde tamamıyla Hellenize olmuş bir kentin baskın rol oynadığı anlaşılmaktadır (Sheppard 1979: 169, dipnot 2;  Trebilco 1991: 58-84).  Kentin Hellenistik Dönem yerleşimiyle ilgili önemli bir diğer bulgu ise Erken Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihlenen Menophilos’un onurlandırma yazıtıdır. Geç Roma Cumhuriyet ve Erken Roma İmparatorluk Dönemi’nde Akmonia’da çok sayıda tüccar ve toprak sahibi Romalı nüfusun etkin bir şekilde yaşadığı epigrafik, numizmatik ve arkeolojik kaynaklardan anlaşılmaktadır. Ayrıca kentte Romalı olmayan ailelerin de yaşadığı bilinmektedir. Kosmopolit bir nüfus yapısına sahip olduğu anlaşılan Akmonia’da bu ailelerin çoğu azat edilmiş kölelerin soyundan gelen tüccarlardır. Bu durum kentin erken dönemden itibaren Romalılaştırılma politikaları dahilinde yer aldığını göstermektedir.

Antik Phrygia’d bir ticaret merkezi olarak ön plana çıkan kentin, bu dönem tarihine ışık tutacak en erken bulguları Mithridates Savaşları dönemine rastlamaktadır. M.Ö. 70’lerin sonu 60’ların başında kentte bir köle pazarının kurulduğu bilinmektedir (Thonemann 2010: 172-173). M.Ö. 62-61’de Asya Valiliği yapan L. Valerius Flaccus’un Akmonia şehrinden 206.000 drahmi aldığı Cicero’unun Pro Flacco‘sunda söylenmektedir (Cicero: 34-38). M.Ö. 1. yüzyılın ortalarından sonra Akmonia zengin bir kent olarak tarih sahnesinde yerini almaktadır. Kentin kendi adına sikke bastığı dönem de bu zamana denk gelmektedir. Ayrıca İslam Mahallesi’nde bulunmuş olan Menokritos’un kızı Tatia’nın onurlandırma steli de kentin Erken Roma İmparatorluk Dönemi’ndeki tarihsel gelişimine ışık tutan oldukça önemli bir yazıttır

Akmonia’da Claudius Dönemi’nde imparatorluk kültü kurulmuş L. Servenius Cornutus’un annesi Iulia Severa bu kültün yüksek rahibesi olarak görev yapmıştır (Buckler, Calder 1939: 97; Trebilco 1991: 58-59; Ameling 2004: 348-355). Servenius Cornutus imparator Nero zamanında senatoya girmiştir. Kentte Claudius zamanında bir imparatorluk kültü kurulmuş ve Claudius burada Yeni Zeus olarak tapınım görmüştür (Magie 1950: 544). Söz konusu yazıtta Iulia Severa’nın Akmonia’da bir sinagogun kurulması için yaptığı bağıştan söz etmektedir. Yazıt üzerine incelemelerde bulunan uzmanlar Iulia Severa’nın daha çok Yahudi cemaatinin varlığıyla ilgilenmiş ve Yahudi Birliği’nin akıbeti için çalışmış olduğunu düşünmektedir (Ramsay 1897: 637-640, 647-651; Bucler, Calder 1939, 97, no. 264).  Bu yazıttan M.S. 1. yüzyılın ortalarında bir Sinagog inşa edildiği ve kentte güçlü bir Yahudi cemaatinin varlığı açıkça görülmektedir. Akmonia’dan M.S. 3. yüzyıla tarihlenen mezar yazıtları Yahudilerin zaman zaman şehir yönetiminde bile söz sahibi olduklarını göstermektedir (Robert 1955: 249-253; Sheppard 1979: 16).

Akmonia kentinin her ne kadar ekonomik gücü bir ticaret merkezi konumunda olmasından kaynaklansa da ticaretin dışında tarım ve hayvancılık kent ekonomisinde önemli bir rol oynamış olmalıdır. Bu durum kentin coğrafi konumu sayesinde Sindros nehrinin suladığı verimli tarım alanları ve geniş otlaklara sahip olmasıyla yakından ilişkilidir. Özellikle Zeus Alsenos, Apollon Alsenos gibi kültlerin varlığı tarımsal hayatın önemine dikkat çekmektedir.

Akmonia Geç Antik Çağ’da Phrygia Pacatiana Bölgesinde yer alan dini bir merkez konumundadır (Belke, Mersich 1990: 176). M.S. 8. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar kilise kayıtlarında adına rastlanıyor olması, kentin bölgede hala etkin olarak var olduğunu göstermektedir (Hierokles: 667, 10; Stephanos Byzantios: 60.13, 235.1). Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Ortodoks Hıristiyanlığı’nın Phrygia bölgesinde baskın inanç sistemi haline gelmesinden sonra Akmonia, Opsikion Theması’nda yer almıştır (Parman 2002: 57).

Kentin Yapıları

Kenti 19. yüzyılda ziyaret eden gezginlerden Hamilton’ın, kentin ayakta kalan yapılarına dair tanımlarında tiyatrosu, odeon benzeri bir yapı, tapınak kalıntısı, sur duvarları ve kuleler yer almaktadır (Hamilton 2013: 100). 2014 yılında başlatılan Uşak ili arkeolojik yüzey araştırmaları kapsamında Banaz ilçesinde yürütülen incelemelerde Ahat köyde bulunan Asar Tepe’ye gidilerek antik kentin günümüzdeki kalıntıları tespit edilmeye çalışılmıştır (Dinç v.d. 2016: 530). Bu sırada öncelikle Akmonia antik kenti ören yerinde toplanmış olan mimari bloklar, steller ve yazıtlar görülmüştür. Bu parçalar Akmonia ve yakın çevresinden gelen eserlerdir. Kent merkezinde yapılan yüzey taraması sırasında bir tapınak kalıntısına rastlanılmıştır. Tapınağın temel blok taşlarından 7.26×4.50 m boyutlarında olduğu tespit edilmiştir. Tiyatro’nun yeri belirlenmiş olup, basamakları ve sahne binası günümüzde tahrip olmuştur. Kentin güneyinde sur duvarına ait kalıntılar tespit edilmiştir. Korunan uzunluk 4.20 m, yükseklik 75 cm, kalınlık 50 cm dir. Ayrıca kent yüzeyine dağılmış vaziyetteki sütun başlıkları ve arşitrav blokları belgelendirilmiştir.

Akmonia’da 2000 yılında kaçak kazılar sonucunda ortaya çıkan mozaik tabanların kurtarılmasına yönelik kazı çalışmaları başlatılmış, 270 metrekarelik alana yayılan anıtsal bir yapı olan gymnasiuma ait apsisli salon açığa çıkarılmıştır. Spor salonu olduğu anlaşılan apsisli kısmın tabanında simetrik olarak sağda Othesia ve solda Gymnasiarkhia, ortadaki sahne de ise voleybol, güreş ve boks yapan çıplak gençlerin betimlendiği  görülmektedir. M.S 4. yüzyıla tarihlenen taban mozaiğinin üzerindeki yazıttan Akmonia’da İskendireye’den gelen sporcuların katıldığı bir festivalin düzenlendiği anlaşılmaktadır (Başgelen 2000: 23-25). Gynmasium mozaiği, kentin Geç Roma Dönemi’nde bölgedeki önemini koruduğunu ve antik dünyanın çeşitli bölgelerinden katılımcıların yer aldığı ünlü festivallere ev sahipliği yaptığını açıkça göstermektedir.

Epigrafik belgeler üzerinden görkemli anıtsal yapılara sahip olduğu anlaşılan Akmonia’da, yapılan yüzey araştırmaları sırasında geniş bir nekropol alanına sahip olduğu anlaşılmıştır. Akmonia’nın ölü gömme adetleri konusunda önemli bilgilere ulaşabileceğimiz çok sayıda mezar, kaçak kazılar ve artan tahribatın yarattığı yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Kentin kuzeybatısında yer alan nekropol alanında tespit edilen az sayıda mezardan, kuzey-güney doğrultulu, çeşitli boyutlarda kayrak taşları ile örülmüş örgü tekne mezarların bu alanda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kentin doğusuna doğru ilerletilen incelemelerde kaçak kazı çalışması sonucunda açığa çıkarılmış in situ lahit mezar bulunmuştur. Bu mezar 227 cm uzunluğunda,121 cm genişliğinde ve 52 cm derinliğindedir. Yapımında yerel taş kullanılmış, benzer formda bir kaç lahit mezar da ören yerinin merkezinde koruma altına alınmıştır.

Akmonia kent merkezi ve territoriumundan bulunan pek çok mezar anıtı da bilinmektedir. Bomos olarak adlandırılan formda düzenlenen mezar altarları kent için özgün bir yapı sergilemektedir. Üzerinde omphalos ya da çam kozalağı bulunan kaideli mezar altarlarının dört yüzü de bezemeli olarak yapılmıştır. Ön cephesinde mezar sahiplerinin kimliği hakkında bilgi veren bir yazıt, diğer yüzlerinde mezar ailesi ile ilgili objelerin yer aldığı Akmonia antik kentine özgün mezar anıtları, kentin demografik ve sosyo-ekonomik yapısı hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Bu mezar anıtları, M.S. 2. ve 3. yüzyılda kentte yaşayan varlıklı ailelerin meslekleri, günlük hayatları ve dini inanışları hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır.

Antik Phygia Bölgesi’nde karakteristik bir mezar geleneği olan kapı tipli stel uygulaması Akmonia ve yakın çevresinden bulunan pek çok örnekte de takip edilebilmektedir. Bu stellerin önemli bir kısmı Waelkens tarafından hazırlanan corpus çalışmasında yerini almıştır (Waelkens 1986: 161-180). Bu nedenle epigrafik kaynaklardan yola çıkarak nekropol alanları ve çevresindeki incelemeler Akmonia antik kentinde mezar tipolojisi açısından çok çeşitliliğin yaygın olduğunu göstermektedir

.

Son olarak kentte yapılan yüzey incelemeleri sırasında ören yerinin güney batısında dağınık halde duran çok sayıda taş su borusuna rastlanılmıştır. Helenistik Dönem ve Erken Roma İmparatorluk Dönemi’nde su iletiminde pişmiş toprak boru hatlarına ek olarak taş borulardan oluşan hatlar da kullanılmıştır (Çelik 2008: 80). Taş borular genel olarak ters sifonlarda kullanılmakla birlikte buna ilaveten şehir içi su dağıtım şebekelerinde, yüksek basınçlı hatlarda da kullanılmışlardır (Çelik 2008: 80). Akmonia’da tespit edilen taş borular Ephesos, Tralleis, Aphrodisias, Laodicea ad Lycum ve Apameia gibi kentlerde bulunan antik su mühendisliğinin gelişmiş yapılarından birine sahip olduğunu düşündürmektedir. Kentin su ihtiyacının güney ve batısını çevreleyen Kuruçay deresi ve 3 km doğusundaki Kaylı köyünde bulunan Akmonia’ya yaklaşık 4 km mesafedeki Kocadağ mevkisinin eteklerinde akan Kuru derenin üzerine inşa edilen iki adet su kemeri ile taşınan su yollarından sağlandığı düşünülebilir. Her iki kemer de günümüzde modern tahribatın izlerini taşısalar da ayakta kalmayı başarmıştır. Ayvacık köyünün doğusunda ve güneyinde bulunan Söğütpınar ve Kızılpınar’dan toplanan suların Ayvacık-Kaylı-Ahat köyü doğrultusunda ilerleyerek Akmonia antik kentine ulaştığı anlaşılmaktadır. 2015 yılı yüzey araştırmalarında Uşak ili Banaz ilçesi Kaylı köyünde belgelenerek mevcut durumları tespit edilen su kemerleri, Roma Dönemi’ne ait olup Akmonia antik kentinin su temini, su yapıları ve antik su mühendisliği konularında önemli ipuçları sunmaktadır.

Yrd. Doç. Dr. Münteha DİNÇ

Uşak Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi